Deep Web’den Kendimi Sipariş Ettim

Biliyorum, ister istemez kaşlarınızı çattınız. Başlık oldukça garip, bunun farkındayım. Ama bana yalnızca biraz zaman verirseniz açıklayacağım. Hızlı olmalıyım çünkü onların ne kadar yakın olduğunu bilmiyorum. Aslında, kendimi Deep Web’den sipariş ettim. İtiraf etmeliyim ki, ben bir uyuşturucu kullanıcısıyım. Otu her zaman bulurum ama onu arkadaşlarımdan alırım. Bununla birlikte daha ağır şeyler almak istersem onları... Continue Reading →

Dehşetin Doğduğu Kasaba

Evimin yakınlarındaki ormanın içinde bir kasaba var. Kimse onun hakkında konuşmak istemez. Tüm haritalardan çıkarılmıştır ancak aslında hala oradadır. Bir şey hala orada yaşıyor. O kasaba bir zamanlar benim de evimdi. Ailem ve arkadaşlarım orada yaşardı. Onları orada bıraktım. Soğuk günlerde, kapım sessizce çalındığında onları düşünürüm. Çocukluğum aklıma gelir. Arkadaşlarımı hatırlarım. Gençken birbirimize ormanda nelerin... Continue Reading →

İnsan Sesi Duysan Da Kapıyı Açma

“Sakın dışarıya çıkma! Ne ya da kim olursa olsun, insan sesi olsa da kapıyı açma, yardım çığlıklarını umursama”dedi  Alex ‘in babası. Bodrum kapısını açtı ve arkasına dönüp  “Ve bu kapıyı arkamdan kilitle” diyerek kapıyı hızlıca kapattı. Alex babasının dediğini yaptı. Kapıyı kilitledi ve merdivenlerden aşağıya doğru ilerledi, bodrum kapısının altından sızan ay ışığı dışında etraf... Continue Reading →

İnsan Yiyen Yaratık: Wendigo

Wendigo, Algonkin dili konuşan, Kuzey Amerika’daki ilk halkların ruhani geleneklerine ait doğaüstü bir varlıktır. Wendigolar, kurbanlarını öldürme ve yeme arzusunda olan güçlü canavarlar olarak tanımlanır. Çoğu efsanede, insanlar açgözlülükleri veya zayıflıkları sebebiyle Wendigoya dönüşür. Çoğu yerel kültürlerde Wendigolar, kana susamış olmaları ve sağlıklı insanları ya da topluluklara kötülük bulaştırdıkları için tehlikeli bulunurlar. Wendigo efsaneleri esasen,... Continue Reading →

Beni Öldürecek Şey

Vermont’ta küçük bir kasabada büyüdüm. Yüz ölçümü değil, nüfus açısından küçük bir kasabaydı. Her tarafta geniş çiftlikler, ormanlık alanlar vardı ama neredeyse hiç insan yoktu. İneklerin sayısı bile daha fazlaydı, Vermont’taki kasabaların çoğunda durum böyledir. Yaşıtım çocukları olmayan, sıkıcı Vermontluların yaşadığı bu kasabanın, kışın dondurucu soğukları, yazın ise ılıman bir havası vardı. Haliyle, bir çocuk... Continue Reading →

Benim Küçük Radyom

Ortaokul tarih öğretmeni olmanın en az sevdiğim yanlarından biri, her okul yılının sonunda verdiğimiz "Yaşayan Tarih" projesi saçmalığıdır. Bu proje kapsamında öğrencilerin, aile büyükleri ile oturarak yeni nesil için anılarını videoya almaları, kaydetmeleri ya da yazmaları gerekir. Ayrıca not ortalamalarını yükseltmenin de kolay bir yoludur bu. Bunu on yedi yıldır yapıyorum ve bu sene projeleri... Continue Reading →

Aynaya Bakma İntihar Edersin

Yarım düzine polis arabası çakıllı garaj yolunu doldurdu, araçların farları bir dizi ağacı aydınlattı. Çiftlik evinin duvarlarında meydana gelen eğri büğrü gölgeler esintiyle hafifçe sallandı. Sarı polis bandının üzerinden geçerken saçımı atkuyruğu şeklinde topladım. Herhangi bir delili karartmakla suçlanmak istemiyordum. Eve yaklaşırken genç bir memur bana şüpheyle baktı fakat ön kapıdan geçmeme izin verdi. Neden... Continue Reading →

Bebek Odasında Biri Var

Gözlerimi açıp komodininin yanında bana baktığını görmeden hemen önce kızımı hayal ediyor olmam tuhaftı. Yatak odamın mürekkebi andıran karanlığında, onun altı yıllık taslağını çıkarabilirdim: Elleri beline bağlı halde aile büyüklerinden birini uyandırırken takındığı şüpheli tavırlar, dudaklarını sırıtırmış gibi yukarı çeken tombul yanaklar, yanımda nazikçe horlayan annesinden aldığı kıvırcık sarı saçlar. Sersemlemiştim ve henüz pencerelerden güneş... Continue Reading →

Saatlerdir Korkunç Bir Uçaktayım

Otuz saat önce, gece geç saatlerde New York'tan Los Angeles'a giden bir uçağa bindim. Uçağa bindikten sonra, bütün bir sıranın bana ait olduğunu gördüm. Kalkış olaysız geçti ve kısa bir süre sonra biraz kestirmek için bütün bir sıra boyunca uzandım. Birkaç saat uyudum, ne kadar uyudum tam olarak bilmiyorum, şiddetli bir türbülans ile uyandım. Kabindeki... Continue Reading →

Korkmuyorsun

Sevgili okuyucu, Winter ve Broad’ın köşesinde terk edilmiş bir ev var. O eve gir. Ön kapı kapalı olacaktır ama merak etme, kilitli değil. İçeride kimse yaşamıyor. Evsiz insanlar bile o yerde bir geceden fazla kalmaya cesaret edemiyor. İçeriye girdiğinde fısıltılar duyacaksın. Ne söylediklerini dinleme çünkü onların ağzı iyi laf yapıyor. Kalbinin derinliklerinde, seni korkutacak şeyler... Continue Reading →

Korku Hikaye Yarışması | Büyük Final

Cem'den Dinle Korku Hikaye Yarışması'nda sona gelmiş bulunmaktayız. Yarı final gruplarında başarılı olan 6 hikaye, şimdi final grubunda yarışacak ve içlerinden biri sizlerin oylarınızla şampiyonluğa ulaşıp aşağıdaki ödüllerin sahibi olacak. Final grubunda şampiyonluk için yarışan hikayeleri yukarıdaki videodan dinleyebilirsiniz. Tüm hikayeleri dinledikten sonra en beğendiğiniz hikayeyi aşağıdaki listeden işaretleyip kırmızı "Vote" tuşuna basarak oylayabilirsiniz. Oylama... Continue Reading →

Korku Hikaye Yarışması | Yarı Final – Grup 3

Cem'den Dinle Korku Hikaye yarışmasında, 15 hikayenin yarıştığı yarı final devam ediyor. Beşer hikayeden meydana gelen 3 gruba ayrılmış yarı finalin üçüncü grubuna ait hikayeleri yukarıdaki videodan dinleyebilirsiniz. Tüm hikayeleri dinledikten sonra en beğendiğiniz hikayeyi aşağıdaki listeden işaretleyip kırmızı "Vote" tuşuna basarak oylayabilirsiniz. Sizlerin katılımı sonucu bu grupta en çok oyu alacak 2 hikaye final... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑