Perili Ev Alanlar İçin 11 Kural

Bu sefer gerçekten çuvalladın, değil mi? Neredeyse gerçek olamayacak kadar iyi görünen güzel bir ev için özensiz bir anlaşma buldun ve ona atladın. Ve şimdi hepiniz taşındığınıza göre, bazı anormallikler fark etmeye başladınız.

Doğaüstü inancın abuk subuk anomalileri. Geceleri gümbürtüler, kendiliğinden açılan ve kapanan kapılar, seslerin ve fısıltıların işitsel halüsinasyonları. Bu düşündüğünüzden daha yaygındır, ancak herkes tehlikenin farkında değildir.

Bu işaretler, terk edilmiş kayıp ruhların mülkünüzde yaşadığının kanıtı olabilir. Belki de önceki yaşayanlardan bir büyükanne tavan arasında kendini kurban etti. Belki de sevgili yaşlı baba aniden çıldırdı ve evini çocuklarının kanıyla yeniden boyadı ya da bir anne bodrumdaki şeytanları baştan çıkarmaya çalıştı. Bu size bir şekilde tanıdık geliyorsa ve yardım için internete bakıyorsanız, o zaman doğru yerdesiniz.

Nathan adında bir arkadaşım var. Daha doğrusu vardı. Birkaç ay önce, Güney Georgia’da satılık bir ev buldu. Bu ev Waycross’un hemen dışındaki uzak bir ormanda yer alıyordu. Tarihi bir bölgeydi. 5.000 metrekarelik eski bir sömürge tarzı evdi, beyaz çitlerle çevriliydi. Altı yatak odası ve altı banyosu vardı. Tüm hesaplara göre mükemmel bir Amerikan rüya eviydi.

Fiyat inanılmaz derecede düşüktü. Nathan emlakçıyla temasa geçtikten sonra, listede gördüğü fiyatın gerçekten talep edilen fiyat olduğunu keşfetti. Çoğu insan bu durumdan şüphelenir ama Nathan bir aptaldı. Maçoluğun hayatın tüm engellerini fethetmek için önemli olduğuna inanan ve kendine güvenen bir aptal türü.

Ölüler hakkında böyle kötü konuşmanın iyi olmadığını biliyorum ama sadece Nathan’ın ne tür bir insan olduğunu doğru şekilde tasvir etmeye çalışıyorum. Kız arkadaşına asılan, spor salonunda yaşayan ve muhtemelen kendi selfilerinde etine şaplak atan alfa erkek işte. Nathan gibi insanlar için arkadaş, aslında ego güçlendirici anlamına gelen başka bir kelimedir.

Kendini beğenmiş biriydi ve çoğu zaman gururu kendisinden daha fazla ön plandaydı. Karısı Janelle aslında bir süre önce eski kız arkadaşımdı. Biraz sürtük biriydi, ama bir süpermodeldi. İki çocuğu vardı: Natalie ve Mason, ikisi de şımarık çocuklardı. Yine, sadece olanlardan bir şeyler öğrenebileceğimizi umarak onlara dürüst bir bakış açısı vermeye çalışıyorum.

Neyse… Nathan kendine yazık etti. Sadece birkaç basit talimatı takip etse kolayca önlenebileceğine inandığım bir şeyin içerisindeydi. Cenazeden sonra bu konuyu düşündüm ve fark ettim ki, evinizin perili olduğuna inanıyorsanız, hepimizin gerçekten uyması gereken bir dizi kural var. Haydi başlayalım.

Kural # 1 – Bir ev satın almak veya kiralamak istediğinizde, her zaman geçmişte bir hikayesi var mı diye sorun. Eğer bir ev piyasa değerinin çok altında sunuluyorsa, o zaman böyle olmasının kesinlikle bir nedeni vardır.

Nathan bunu yapmadı ve düşük piyasa fiyatının sadece evrenin ona gerçekten kazanmadığı bir şey verdiğini düşündü. Nathan teklife atladı ve birkaç hafta içinde o ve ailesi taşınmaya başlamak için hareketlendi. Taşınmalarına yardım etmek için gönüllü oldum ve dürüst olmak gerekirse, ev tek kelimeyle muhteşemdi.

İlk başta her şey onlar için harikaydı ama Nathan kısa süre sonra bazı garip olayları fark etmeye başladı. Tuhaf saatlerde evin her yerinde yankılanan bir vurma sesi gelmeye başladı. Nereden geldiğini asla tam olarak belirleyemediğini, asla aynı yerden iki kez kaynaklanmadığını söylemişti. Sonuç olarak bunun evin temeline yerleşme sesi olduğuna karar verdi. Ancak bu sadece bir başlangıçtı.

Kural # 2 – İçgüdülerinize güvenin. Eviniz rahatsız hissetmeniz gereken son yerdir. Zihninizde, asla tamamen dağılmayacakmış gibi görünen bir rahatsızlık hissi varsa, buna dikkat edin. Muhtemelen bilinçaltınız sizi uyarmaya çalışıyor.

Nathan bu sesleri görmezden gelmeye çalıştı, karısına sadece normal sesler ya da rüzgardan olduğunu söyledi ve korktuklarında çocuklarını rahatlattı. Rusty ve Sailor adında iki köpekleri vardı. Her ikisi de siyah labrador retriever cinsiydi ve taşındıktan sonra onlar da çok endişeli görünüyordu. Nathan, köpeklerin rahatlamasına yardımcı olmak adına ilaç tedavisi almak için elinden geleni yaptı, ama pek yardımcı olmadı.

Bu bizi 3 numaralı kurala getiriyor; içgüdülerinizle birlikte evcil hayvanlarınıza da güvenmelisiniz. Hayvanların içgüdüleri insanlardan çok daha fazladır. İnsanın tehlikeyi hissetmesine rağmen ona doğru ilerleyen tek canlı olduğu söylenir. Hayvanların doğaüstü şeyler için hisleri vardır; özellikle köpeklerin ve kedilerin. Onları hiçbir şey yokken hırıltılı halde bulursanız veya evin belirli alanlarına sürekli bakıyorlarsa, buna dikkat edin. Sizin göremediğiniz bir şeyi görebilme ihtimalleri var.

Nathan bana iki köpeğin en büyüğü olan Rusty’nin her gece saatlerce koridorda yürüdüğünü söyledi. Sanki bir şey üzerinde nöbet tutuyormuş gibi durduğunu söyledi. Birden fazla vesileyle, Rusty aniden hırıltıyla şiddetli bir şekilde havlarmış. Nathan salona gelirmiş ama hiçbir şey bulamazmış. Rusty için endişelenmeye başlamış ve onu veterinere götürmüştü, ancak veteriner iyi durumda olduğunu söylemişti.

Bu arada Sailor – yani küçük olan, her gece Mason’un yatağının yanında uyurdu. Zavallı çocuk kısa bir süre sonra ona acımasızca işkence eden kabuslar görmeye başladı ve Sailor bunu hissediyor gibiydi. Mason hep çığlıklarla uyanıyordu, Sailor da onu sakinleştirmek adına yanından ayrılmazdı.

Bir sonraki kuraldayız. Yani Kural #4 – kabuslara gözünüz açık olsun. Çocukların bu konuda hayvanlarla ortak bir noktası vardır, yetişkinlerde olmayan kuvvetli sezgiler. Bu biraz zor olabilir, çünkü kabus görmenin soydan kaynaklı olması durumu da vardır. Bunlar anksiyete, depresyon ve diğer zihinsel rahatsızlıklardan kaynaklı olabilir. Çocuğunuzda eve yerleştikten hemen sonra bu tür şeyler gelişip gelişmediği açık bir bildiridir.

Zavallı Mason korkunç kabuslar görüyordu ve geceden geceye üstüne karabasan çöküyordu. Uykusunda hep “soluk adam” ile konuştuğunu ve kendisine korkunç şeyler fısıldadığını iddia ediyordu. Hatta bazen uyanıkken onu görmeye çalıştığını, ancak gözünü hareket fark ettiği bir yere çevirdiği anda sadece dışarıdaki ağaçların gölgelerinin duvara yansıdığını gördüğünü söylüyordu.

Nathan ve karısı, Mason’un şizofren olabileceğinden endişelendiler, fakat gittikleri doktorların hiçbiri bu tanıyı koymadı. Mason’a daha huzurlu uyumasına yardımcı olmak için uyku hapları ve çeşitli takviyeler vermeye çalıştılar. Bir süre işe yaradı, ta ki Natalie’de de aynı şeyler görülmeye başlayana kadar.

Kural #5 – Ne çeşit bir ruhun musallat olduğunu anlamaya çalışın. Geceleri koridorlarda koşan küçük bir çocuğun parıltısını veya havada dönen küreleri görürseniz, o zaman ruhani komşunuz oldukça iyi huyludur. Hatta bazı insanlar hayali bir oda arkadaşıyla hayattan zevk almayı tercih ettiklerini keşfederler ve maskaralıklarını oldukça ilginç bulurlar.

Çoğu insan ise, ruhunun arzuladığı şeyi tamamlamadan vefat eden ruhların bir tür arafta sıkışıp kalacağına inanıyor. Birçoğu korkmuş, kafası karışmış ve kızgındır, ancak bazıları – özellikle küçük çocuklar zaman zaman sevinçli görünmektedir. Bunların çoğu sinir bozucu ama tamamen zararsızdır. Tabii başka tip ruhlar da vardır.

Kural #6 – Sizde veya ailenizden herhangi birinde durduk yere morluklar, kesikler veya yaralar belirirse, bunları hafife almayın. Bu kötüye işaret eden kırmızı bir alarm olabilir. Uykunuzdayken saldırıya uğruyormuş, bilinmeyen sebeplerden çiziklerle ve yaralarla uyanıyormuş gibi hissediyorsanız, dürüst olmak gerekirse o evi derhal terk edin.

Fiziksel yaralanmalara sebep olan kötücül ruh hafife alınacak bir şey değildir. İhtimaller şeytan olduğunu belirtiyor, açıkçası en iyi senaryo da bu. Nadirdir, ama karşı karşıya gelinmişse korkarım ki bu saydığım ve sayacağım kuralların hiçbiri onları durduramayabilir.

Natalie ve Mason pek çok çiziklerden, yaralardan ve hatta birkaç ısırık izi gibi görünen morluklardan mağdurdular. Nathan’ın karısı Janelle de bu olanlardan muzdaripti. Çocukların öğretmenleri durumu fark etmeye başladılar ve güvenlikleri için endişelendiler.

Tahmin edeceğiniz gibi ilk düşünceleri paranormal değildi, çocukların evde suistimal edildiklerini düşündüler. Sosyal hizmetler çocukları ailelerinin gözetimlerinden almakla tehdit ettiğinde onları evden çıkarmayı kabul ettiler.  Janelle çocuklarla birlikte birkaç saatliğine annesine gitti, Nathan köpeklerle evde yapayalnız kaldı.

Kural #7 – İnsanlara ne olduğundan bahsedin. Evet, biliyorum, yakın arkadaşlarınıza evinizin lanetli olduğunu itiraf etme düşüncesi ürkütücü olabilir ama genellikle bu iyi bir seçenektir.

Modern dünya bunları nadiren ciddiye alır. Oyunlarda ve filmlerde hayaletlere sıkça rastlarız, fakat birisi gerçekten hayalet gördüğünde söylediğine kolay kolay inanmayız. Teknoloji ve bilim bizi güvendeyiz düşüncesine adapte etmiştir. Bu bizim ahmaklığımız fakat bunu başka bir gün tartışırız.

Nathan’ın bir başka uymadığı kural bu. Ailesi ve kendi başına kötü şeyler gelmeye devam ettikçe, daha da içine kapanık biri haline geldi. Başlarına gelen pek çok olayda polisi arayıp birinin eve zorla girdiğini söylerdi ve polisler vardığında buna dair hiçbir delil bulamazlardı. Sonunda onu kara listeye bile koydular ve herhangi bir temasın hukuki sorunlara yol açacağı konusunda uyardılar.

Ailesine, erkek kardeşine veya herhangi bir arkadaşına anlatmak yerine içine atıyordu. Huzursuz ve paranoyak oldu. Sevdiklerinden gelen aramaları reddediyor, mesajları cevapsız bırakıyordu. İletişimi kopardı ve böylece işler daha da kötüye gitti.

İkisinden birinin diğerine kıyasla birazcık daha zorlu olmasına rağmen kural 8 ve 9 aynı kategoride diyebiliriz. Kural #8 – Bir şeylerden şüpheleniyorsanız temizlik yapmaktan zarar gelmez. Manevi temizlikten bahsediyorum. Evinizin lanetli olduğundan emin değilseniz, rutin bir temizlik size merak ettiklerinizi verir. Eminim şehrinizde iş bitirici medyumlar ve rahipler vardır. Yerel birisini bulamasanız bile her zaman internete girebilir ve bir takım talimatlar bulabilirsiniz. Çok etkili olmasa da hiç yoktan iyidir.

Kural #9 – Gerçekten tehlikede olduğunuzu hissediyorsanız, şeytan çıkarma ayini için birini bulun. Kimsenin istemediği bir adımdır bu, ama çaresizce geçen zamanlarda insan başka çaresi kalmadığını anlar. Rahipler ve ruhani liderler, bu tür şeyler için başvurmanız gereken yerlerdir. Dine bağlılığınız olmasa bile, bu insanlar size nasıl yardım edeceklerini iyi bilirler.

Nathan’ın buna kalkıştığına dair kanıtlar var fakat neden işe yaramadığı hala belirsizliğini koruyor. Belki ikinci bir tahmin yürüttü, kendisi başa çıkmak istedi ya da belki de yine egosuna yenik düştü.

Nathan bir süre delil topladı ve güvenli bir yere gizlediği ipuçlarını biriktirdi. Elinde, tavan arasından gelen ayak sesleri ve duvarlardan gelen gürültülü vurma seslerinin kanıtı olan ses kayıtları vardı. Birden fazla video çekti ancak hiçbiri sonuncusu hariç bir şey göstermemişti. Fakat artık çok geçti. Günlüğünd, birkaç kez evde havaya yükselen eşyalar gördüğünü de yazdı ama ne yazık ki bununla ilgili elinde bir kanıtı yoktu.

Kural #10. Ne yaparsan yap, ruhu kızdırma. Bunu söylemeden geçemem ama öfkeyle ruha meydan okumak veya onu tezahür ettirmek gerçekten kötü bir fikir. Ama tahmin edebileceğiniz gibi, Nathan ve sınırsız erkeklik hormonu akışı tam da bunu yapmaya karar verdi.

Bir gece çok içti ve olanları uzun uzadıya düşündü. Nathan her zaman şüpheciydi ama hayal bile olsa ailesi üzerindeki psikolojik etkiyi o bile görmezden gelemezdi. Çocukları ve karısı arasında olan ilişkinin gerilimli olduğunu fark etti ve yeni evleri onun için düşmanlık yeri haline geldi. Bu, Nathan’ı çok sinirlendirdi.

Sonrasında ayağa kalktı ve boş eve ruhun ortaya çıkıp onunla yüzleşmesi için bağırdı. Sessizlik devam ediyordu, yeniden bağırdı. Ruh, Nathan’ın hiçbir çağrısına cevap vermiyordu. Birkaç ayrıntılı meydan okumadan sonra, muhtemelen gülünç göründüğüne inanan bir kahkaha attı. Görünüşe göre, izleyen herkes aynı şeyi hissetmiyordu.

Nathan o gece yatağa girdi ve bir daha uyanamadı. Odasına kanıt bulma umuduyla bir güvenlik kamerası koymuştu ve o gece kayıtlar garip bazı olaylar yakalamıştı.

Kayıtlara bakıldığında Nathan’ın, gece saat 02:13’de uykusunda hareketlenmeye başladığı görülüyordu. Homurdanıyor ve konuşuyor ancak kelimeleri anlaşılmıyordu. Yattığı yerde birden gözleri açıldı ve etrafa bakınmaya başladı.

Mücadele ediyor gibiydi ama vücudu hareket etmiyordu. Sanki geçici bir uyku felcine yakalanmıştı. Odaya göz gezdirmeye devam etti. Sorasındaysa videoyu izleyen kimsenin açıklayamadığı bir şey oldu.

Yatak odasının kapısı yavaşça açıldı ancak koridorda dipsiz bir karanlıktan başka bir şey yoktu. Nathan’ın göğsü aşırı heyecanlanmışçasına şişip iniyordu, gözleri apaçıktı.

Sonra koridorda bir şeyin hareket ettiğini gördü. İlk başta ışıktan kaynaklanabilecek bir şey olduğunu sandı ama sonra ona doğru ilerleyen bir el fark etti. Derinlerde yaşayan bir denizcinin sefil ve biçimsiz uzantıları gibi boğumlu ve cılızdı.

Figür içeri doğru süzüldü, neredeyse kapının boyunu geçecek kadar uzundu, karanlık bir siluetti. Belirli bir özelliği yoktu, sadece baş kısmı olduğundan insansı bir varlık olduğu belliydi. Yüzü ya da gözü yoktu, Nathan’ın derin kâbuslarında vücut bulmuş bir gölgeydi.

Zavallı Nathan’ın hummalı bir şekilde mırıldandığı ve inlediği duyuluyordu, fakat felçli haliyle mücadele edemiyor ya da kaçamıyordu. Olanları dehşetle izlemenin dışında yapabildiği bir şey yoktu. Figür yatağının başucunda durdu ve bir dakika boyunca dikilip Nathan’a baktı.

Nathan hızlı ve derin bir şekilde nefes almaya başladı ve bu süreçte gözünü bile kırpmadı. O şey daha da yaklaşıyordu. Yüzünden sadece birkaç santim yakına eğildi ve bir şeyler fısıldıyor gibi göründü. Kameradaki mikrofon sözleri yakalamada yeterli değildi ancak Nathan’ın suratından rahatsız edici bir şey olduğu anlaşılıyordu.

Figür bükük elleriyle aniden atak yaptı, Nathan’ın boğazını bir pitonu tutarmışçasına kavradı. Ne yazık ki, Nathan felçli haliyle atağına karşılık veremedi. Bir dakika içerisinde Nathan’ın göğsü hareket etmeyi bıraktı ama gözleri hala açıktı.

Varlık ellerini geri çekti ve ona bir dakika kadar baktı. Sonra – sanki görüntüleri görenlerle alay ediyormuş gibi, doğrudan kameraya baktı. Tekrardan bir şey fısıldadı ancak ses duyabilmek için yeterli değildi. Sonra hızla odadan çıktı ve karanlığın içinde kayboldu.

Nathan, karısı Janelle tarafından bir kaç gün sonra bulundu. Eşi onu bulur bulmaz polisi aradı. Otopsi sonrası Nathan’ın videoda görüldüğü gibi boğulma sebebiyle öldüğüne karar verildi. Polisler mülkü taradı ve davetsiz misafirin ayak izlerini buldu. Ancak daha sonra bu ayak izleri Nathan’ın botlarıyla eşleşti.

Polis, Nathan’ın doğaüstü güçler tarafından öldürüldüğüne elbette ki kolay inanmadı. Komşularını, ailelerini ve arkadaşlarını soruşturdular ama hiçbiri bunu yapacak kadar yetenekli veya motive olmuş görünmüyordu. Zorla girmeye veya kırıp dökmeye dair bir iz yoktu, hiçbir şey de çalınmamıştı.

Kapımı çaldılar ve beni de soruşturdular ama ne yazık ki hepsi nafileydi. Tabii ki; Janelle’in eski kız arkadaşım olması benden şüphelenmek için bir sebepti, ancak suçlamalarını çabucak savuşturdum. Nathan aramız çok iyi olmasa da arkadaşımdı. Nasıl bir arkadaş sevgilini sen arkanı döndüğün sırada ayartır ki? Buna hala takık değildim. En azından polislerin şüphelendiği kadar değil. Kanıtlarım sağlamdı ve bu onlara yeterliydi.

Bu bizi son kurala götürüyor, 11 numaralı kuralımıza. Evinizin aslında perili olduğu sonucuna varmadan önce diğer tüm seçenekleri elediğinizden emin olun.

Keşke Nathan, evini ve kendisini daha derinlemesine araştırmak için biraz daha zaman ayırmış olsaydı, o zaman belki bugün hala hayatta olabilirdi. Belki de vurma sesini çıkartmak için tavan arasına gizlenmiş mini kablosuz hoparlörleri bulabilirdi. Belki hava kanallarındaki evine hafif dozlarda halüsinojenik ilaç sızdıran yamaları da bulabilirdi. Belki de köpeklerinin bu kadar garip tepki vermesine sebep olan köpek düdük alarmını tespit ederdi.

Eğer biraz daha dikkatli olsaydı, damarlarında, vücuda alındığında kişiyi hareketsiz bırakan ancak tüm acıyı hissetmesini sağlayan bir toksin olan (Suksametonyum) Suxamethonium’dan eser miktarda bulabilirdi. Gerçi onu bulmak zor olurdu çünkü adli tıp uzmanları bile özel olarak talep edilmedikçe bu maddeyi test etmezler.

Karanlık kostümün altına giyilmiş Nathan’ın botları da aslında dikkat edilseydi belki anlaşılabilirdi.

Neresinden bakarsanız bakın, tüm bu zorlu sınama sonucunda Nathan’ın kendi benliğine dönüyoruz. Keşke daha iyi bir insan olsaydı ve her fırsatta akranlarını sürekli olarak küçük düşürmeseydi. Keşke bu kadar inatçı ve gururlu olmasaydı. Arkamdan iş çevirip eski kız arkadaşımı becermeseydi, geleceğimizi mahvedip beni bunaltıcı depresyonun sarmal derinliklerine göndermeseydi, belki ona yardım ederdim.

Yani, merak ediyor olabilirsiniz; bu benim itirafım mı? Hayır, elbette değil. Bu sadece Nathan ve ailesi için işlerin nasıl farklı olabileceğine dair öneri ve kural listem. Bunların hepsi varsayımsal açıklamalardır ve hiçbir şekilde bana veya bu konuda başka birine karşı mahkemede kullanılacak suçlayıcı kanıtlar olarak kabul edilmemelidir. Ayrıca, eğer bu gerçekten bir itiraf olsaydı, o zaman onu okuyan herkesi cinayete suç ortağı yapardık ve kesinlikle bunu istemezdik. Umarım bunu anlayabilirsiniz ve umarım bu konuda birbirimize güvenebiliriz. Sonuçta, IP’leri izlemek için gerçekten iyi bir yazılımım var ve Reddit onlara erişmeyi inanılmaz derecede kolaylaştırıyor. Evinizin aniden perili olmasını istemeyiz, değil mi?

Not: Hikaye yabancı kaynaklardan alınmıştır. Çeviri, takipçilerimden Feyza Tevetoğlu’na aittir.

YouTube kanalıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
Cem’den Dinle YouTube

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: