Bazı hisler çok güçlüdür. Tatları zehir gibi keskindir. Ne istediğinize, ne dilediğinize fazlasıyla dikkat etmeniz gerekebilir. Yoksa tüm tehlikeli arzularınız tahmin ettiğinizden çok daha kötü sonuçlar doğurabilir. Hiç birilerinin ölmesini isteyecek kadar kızdığınız olmuş muydu? Bence herkes hayatının bir noktasında böyle bir düşünceyle karşı karşıya kalmıştır. Peki ya bu fikir gerçeğe dönüşseydi? Bunun ilk olduğu... Okumaya Devam et →
Oda 308
Ben ve arkadaşım Mark terk edilmiş yerleri araştırmayı severiz. Bunu yıllardır yaparız ve inanın ilk günkü keyfi hala alabiliyoruz. Sürekli devam eden ürkütücü his ve yeni yerler keşfetmenin heyecanı bizde bağımlılık yaptı. Bunu ilk denediğimiz gün kendimizi keşfetmeye kaptırmıştık. Bu işin kuralı şuydu: Daha büyük bir yere geçmeden önce mutlaka birçok kez küçük evlerde deneyim... Okumaya Devam et →
Artık Şekerlerden Nefret Ediyorum
Cadılar Bayramı en sevdiğim gündü eskiden. Olmak istediğiniz her şeyi olabildiğiniz yıl içerisindeki tek andı. En karanlık arzularınızı ortaya çıkarıp tüm dünyanın görmesini sağlardınız. Kimse büründüğünüz karakterin garip olduğunu düşünmezdi. Kıyafet seçiminiz yargılanmazdı, hatta bunun için övgüler alırdınız. Ve gecenin sonunda tüm emeklerinizin karşılığı olarak çanta dolusu şekerle ödüllendirilirdiniz. Kapı kapı gezip şeker istemek için... Okumaya Devam et →
Otopilot
Telefonunuzu hiç unuttunuz mu? Peki unuttuğunuzu ne zaman fark ettiniz? Sanırım boşuna kafanıza vurup “lanet olsun” demiyorsunuz. Muhtemelen bunu kendiliğinden de fark etmediniz. Daha çok çantanıza ya da cebinize elinizi soktunuz ve orada olmamasıyla anlık bir kafa karışıklığı yaşadınız. Sonra sabah yaptıklarınızı yeniden zihninizden geçirdiniz. Lanet olsun. Bana ise şöyle oldu. Telefonumun alarmı beni her... Okumaya Devam et →
Kamp Omega
Ailem beni o lağım çukuruna yolladığında on iki yaşındaydım. Beni kampa götürmek konusunda oldukça kararlıydılar. Sadece o kampa da değil, herhangi birine. Parola ise “Tüm hafta çalışıyoruz, evde yalnız olmanı istemiyoruz” du. Bana kampın broşürünü gösterdiler, aslında eğlenceli görünüyordu. Broşürün önündeki resimde oyunlar, etkinlikler ve on iki yaşında bir çocuğun kampta isteyeceği her şey vardı.... Okumaya Devam et →
Son Cuma
Eminim çevrenizde anlatılan ürkütücü hikayeleri ve kocakarı masallarını defalarca dinlemişsinizdir. Çoğunun da saçma sapan, hayal ürünü anlatılar olduğuna inanmışsınızdır. Çocukları korkutmak için uydurulmuş aptalca şeyler olduğunu düşünmüşsünüzdür. Ancak benim anlatacaklarımı lütfen dinleyin ve dikkate alın. İnanın bu seferki öyle zırva veya hurafe değil. Nasıl tanımlarım bilmiyorum. Sanki gece uykumu bölen bir kâbus gibi. Ya da... Okumaya Devam et →
Tırmanış
“Onu öldürmeni istiyorum.” Ses yankılanmıştı. Düşük, monoton ve netti. Önümde annem duruyordu, artı şeklindeki ahşap bir yapının üstünde çarmıha gerilmişti. Avuç içlerine çiviler çakılmıştı. Bilekleri ve omuzlarından geçen halatlar onu asılı olduğu yere sıkı biçimde sabitliyordu. Gözleri kırmızı ve damarlıydı. Etrafına yapıştırılmış bantlar korkudan genişleyen gözbebeklerinin gözükmesi için gözlerini açık tutuyordu. Ağzı dudaklarından dikilerek kapatılmıştı,... Okumaya Devam et →
Colorado Balık Avı Gezisi
Arkadaşlarım John, Steve ve Max ile olan seyahatimiz Şubat ayının sonunda başladı. Yılın bu zamanları balık tutmak için idealdir. Biz de bu sebeple her sene farklı yerlerde balık avına çıkarız. O yıl kışları hayli sert geçen Colorado’yu seçmiştik. Kamyonumu Boxwood Vadisi korusunun içine doğru Güney Platte Nehri’nin kuzey kolunu takip ederek sürdüm. Steve’in kırda kiraladığı... Okumaya Devam et →
Bazı Kokulara Dikkat Etmeli
Siz de duymuşsunuzdur. Bazen insanlar "Bir şey gerçek olamayacak kadar iyi ise genelde gerçek değildir." derler. Görünüşe göre haklılarmış. Yakın zamanda erkek arkadaşımın evine taşındım. Eski bir binada çok güzel bir dairesi vardı. Hatta çatı katı bile mevcuttu. Uzun süredir birlikte değildik ama onu gördüğüm ilk andan itibaren aradığım insan olduğunu anlamıştım. Onu o kadar... Okumaya Devam et →
Gözetleme Deliği
Donna isimli 15 yaşındaki bir kız babasıyla birlikte küçük bir banliyö evinde yaşıyordu. Annesi öldüğünden beri her şeyiyle babası ilgileniyordu. Harika bir ilişkileri vardı ve birbirlerini çok seviyorlardı. Bir sabah Donna’nın babası bir iş seyahatine çıkacaktı. Beraber kahvaltı ederlerken babası ona gece çok geç saatte geleceğini söyledi. Sonrasında kızı alnından öptü ve çantasını alıp evi... Okumaya Devam et →
Empati Yoksunu
Ben diğer büyüyen çocuklar gibi değildim. Anaokulunda o pasaklı çocuklarla konuşmayı sevmiyordum. Ve onların saçma oyunlarına asla katılmıyordum. Benim kendi oyunlarım vardı... Ne güzel oyunlardı onlar. Mesela bir keresinde küçük bir kız boyama kalemlerimi ödünç almak istemişti. Ona, eğer öğretmenimize defolup gitmesini söylerse kalemlerimi verebileceğimi söyledim. Bunu yaptığı için eve gönderilmişti. Eğlenceli bir oyun, değil... Okumaya Devam et →
Asla Bodruma İnme
Biliyor musun anne, her şeyin nasıl başladığını şimdi hatırlıyorum. Yeni eve taşındıktan hemen sonraydı. Ben kaç yaşındayım? Dört, belki de beş? Çok gençtim. Çok masum ve saf… Yeni ev çok güzeldi anne. Eskiden oradan oraya nasıl koştuğumu hatırlıyor musun? O zamanları anlattığında hep çok gülersin. Hepimiz çok mutluyduk. Ev büyüktü, önceki evden çok daha büyük.... Okumaya Devam et →