Bir iş gezisi için Chicago Illinois’da bir otelde kalıyordum ve tüm hafta sonu orada olacaktım. Odalara girebilmek için kartlar yerine küçük anahtarlar kullanılan eski bir oteldi. Umursamadım, teknolojinin saldırısından kurtulmuş olması güzeldi. Otele vardığımda işletmenin tamamen dolu olduğunu gördüm. Kötü bir fırtına çıkmıştı, birçok turist uçuşlarını iptal ediyordu. Başka boş oda kalmamıştı ve bu yüzden... Okumaya Devam et →
Sekiz Feet Uzunluğunda
Büyük annem ve büyük babam Japonya’da yaşıyorlardı. Her yaz tatilinde ailem beni onları ziyarete götürürdü. Küçük bir kasabada oturuyorlardı ve evlerinin büyük bir bahçesi vardı. Yaz boyunca orada oynamayı severdim. Her gittiğimizde beni sevgiyle kucaklarlardı. Çünkü onların tek torunuydum. Onları son gördüğüm yaz sekiz yaşındaydım. Her sene olduğu gibi o yıl da Japonya’ya uçmuştuk ve... Okumaya Devam et →
Ya Gözlerimi Açsaydım?
Bana göre hayat, ışıkların ve dumanların kasırgasından, müzik ve erkeklerden başka bir şey değildi. Filipinler’in başkenti Manila’da, North Edsa yakınlarında içi insanla dolu bir gecekonduda yaşardım. Bir dolap kadar küçük bir odada benim gibi gece kulüplerinde eskortluk yapan bir sürü kadınla sıkışmış haldeydim. Ama en azından gardıroplarımız vardı. Benimkisinin içi çoğunlukla ucuz etekler, kolsuz tişörtler... Okumaya Devam et →
Göl Evi
4 Ağustos 1973. Saat 15:47 Adım Kevin Matthews. Şu an Black Rock Parkı’ndaki göl evimizin kulübesindeyim. Bunları, ailemize ait göl evinde bulduğum tuhaf şeyleri not etmek için yazıyorum. Evi elden çıkarmak istiyordum. Onu ne kadara satabileceğime dair fikir almak için gazetedeki emlak ilanlarına göz atıyordum. O sırada Buchanan gölü kıyısında Camp Matt adı verilen bir... Okumaya Devam et →
Yılın Son Otobüsü
Ben de çoğu insan gibi yılbaşını iple çekenlerdenim. Yeni bir yılın başlangıcı, yeni dilekler, yeni heyecanlar falan değil beni havaya sokan. Evet, tabii onlar da çok önemli, iyi şeylere kim hayır diyebilir ki? Ancak dediğim gibi, yılbaşı benim için bunları ifade etmiyor. Yılbaşı benim için yoğun iş temposundan kaçış, arkadaşlarla yapılan bir parti, sabahlara kadar... Okumaya Devam et →
Noel Mucizesi
Ateş, odayı kısık bir ışıma içinde hafifçe aydınlattı ve ona keyifli bir his verdi. Sıcaklık evin her yanına yayıldı. Odanın bir köşesinde Noel ağacı duruyordu. Onun göz kamaştırıcı güzelliği, biraz önce bacadan aşağı inen, oturma odasının ortasında duran adama huşu getirdi. Uzun bir adamdı ve bir o kadar da şişmandı. Beyaz kürk ile kaplı ağır... Okumaya Devam et →
Kayıp İkiz Oyunu
Bu, katılımcıların daha önce hayatlarında hiç görmedikleri ikizleriyle karşılaşma şansını yakalayacakları bir oyun. Oynaması oldukça basit. Fakat sonuçları can sıkıcı olabilir. Burada ikiz diye bahsettiğimiz şey siz nasıl bir insansanız onun yansımasıdır, olmak istediğiniz kişi değil. Gerçekten iyi bir insansanız ikizinizle hoş ve memnuniyet verici bir karşılaşma yaşarsınız. Fakat zorbalık eden, yalan söyleyen, hile yapan... Okumaya Devam et →
Kayıp Yansıma
Neredeyse bir ay oldu. Ne zaman yansıtıcı bir yüzeyin önünde dursam hemen kaybolmadan önce arkamda onu görüyordum. Ne olduğu hakkında bir fikrim yok fakat her baktığımda bende kaçmayı başarıyordu. Bunu ilk fark ettiğimde muhtemelen bir ışık hilesi olduğunu düşünerek çok önemsemedim. Ama daha sonra onu daha sık görmeye başladım, her arkamı döndüğümde gitmiş oluyordu. Birkaç... Okumaya Devam et →
Lanetli Ölümler
Bazı hisler çok güçlüdür. Tatları zehir gibi keskindir. Ne istediğinize, ne dilediğinize fazlasıyla dikkat etmeniz gerekebilir. Yoksa tüm tehlikeli arzularınız tahmin ettiğinizden çok daha kötü sonuçlar doğurabilir. Hiç birilerinin ölmesini isteyecek kadar kızdığınız olmuş muydu? Bence herkes hayatının bir noktasında böyle bir düşünceyle karşı karşıya kalmıştır. Peki ya bu fikir gerçeğe dönüşseydi? Bunun ilk olduğu... Okumaya Devam et →
Oda 308
Ben ve arkadaşım Mark terk edilmiş yerleri araştırmayı severiz. Bunu yıllardır yaparız ve inanın ilk günkü keyfi hala alabiliyoruz. Sürekli devam eden ürkütücü his ve yeni yerler keşfetmenin heyecanı bizde bağımlılık yaptı. Bunu ilk denediğimiz gün kendimizi keşfetmeye kaptırmıştık. Bu işin kuralı şuydu: Daha büyük bir yere geçmeden önce mutlaka birçok kez küçük evlerde deneyim... Okumaya Devam et →
Artık Şekerlerden Nefret Ediyorum
Cadılar Bayramı en sevdiğim gündü eskiden. Olmak istediğiniz her şeyi olabildiğiniz yıl içerisindeki tek andı. En karanlık arzularınızı ortaya çıkarıp tüm dünyanın görmesini sağlardınız. Kimse büründüğünüz karakterin garip olduğunu düşünmezdi. Kıyafet seçiminiz yargılanmazdı, hatta bunun için övgüler alırdınız. Ve gecenin sonunda tüm emeklerinizin karşılığı olarak çanta dolusu şekerle ödüllendirilirdiniz. Kapı kapı gezip şeker istemek için... Okumaya Devam et →
Otopilot
Telefonunuzu hiç unuttunuz mu? Peki unuttuğunuzu ne zaman fark ettiniz? Sanırım boşuna kafanıza vurup “lanet olsun” demiyorsunuz. Muhtemelen bunu kendiliğinden de fark etmediniz. Daha çok çantanıza ya da cebinize elinizi soktunuz ve orada olmamasıyla anlık bir kafa karışıklığı yaşadınız. Sonra sabah yaptıklarınızı yeniden zihninizden geçirdiniz. Lanet olsun. Bana ise şöyle oldu. Telefonumun alarmı beni her... Okumaya Devam et →