Bir Sızıntıyla Başladı

Zaman öyle hızlı geçiyor ki. Gençtim, kanım kaynıyordu. Sanki dünya umurumda değilmiş gibiydi. Sanki hiç yaşlanmayacaktım. Her şey nasıl böyle hızlı gelişti anlamıyorum. Okul, çalışma hayatı derken kendimi emekli bir halde yalnız yaşarken buldum. Zaman acımasızca akıvermişti. Yaşam zordu ama bunu yaşlanmaya başladıkça daha iyi anladım.

Emeklilik hayatımı daha rahat geçirmeyi hayal etmiştim aslında. Yıllarca çalıştıktan sonra hatırı sayılır bir mal varlığı edinmem gerekiyordu. Sonuçta bir yandan da bu zamanlar için çalışıyoruz değil mi? Ama öyle olmadı. Kendime bir ev bile alamadım. Onca yıl verilen emek ama sonuç sıfır. Yavaş yavaş yaşlanırken hala kirada oturmak o kadar zor ki. Ama buna mecburum. Bir aile de kurmadım üstelik. Ne bir eşim, ne de çocuklarım oldu. Daha zor günler geldiğinde yanımda kimse olmayacak bu gidişle. Bu kiralık evin bir köşesinde yalnız başına ölmek sanırım benim kaderim olacak.

Başımdan geçen ürkütücü olay işte bu karamsar günlere denk gelmişti. İnanın çok korkuyorum. Çünkü hala tehlikede olabilirim.

Her şey bir sızıntıyla başladı. O yıl normalin çok üstünde yağmur yağıyordu. Evet yağmur güzel şeydi ama Haziran ayının bile neredeyse tamamına hakim olması çok da sevimli sayılmazdı. Sıradan bir yağış da değildi üstelik, oldukça şiddetliydi. Bahçem mahvolmuştu, yer yer su baskınları oluyordu. Bir ara yağmurun hiç dinmeyeceğini düşünmeye başlamıştım.

Yoğun yağış beklediğimden çok daha fazla sorun çıkarmıştı bana. Bir gün mutfakta yemek yerken başıma bir şey damladığını fark ettim. Islanmıştım. Kafamı kaldırıp yukarı baktığımda tavanın aktığını gördüm. Aslında buna şaşırmamıştım. Sık ve şiddetli yağışın böyle bir şeye neden olması normaldi. Evin de yeni olduğu söylenemezdi. Tuvalete gidip bir kova getirdim ve damlayan yerin altına yerleştirdim. Dolduğu zaman boşaltacaktım. Yağmurun zamanla şiddetini azaltacağını düşünmüştüm, yanıldım.

Birkaç gün sonra suyun kaynağının tavana zarar verdiğini gördüm. Beyaz yüzeyin bir bölümü birikintiden koyulaşmıştı. Tavan sızdırmaya devam ediyordu. Aradan geçen zamanda birkaç kova dolusu suyu boşaltmak zorunda kalmıştım. İlk başta önemsemediğim sorun büyümüş gibiydi. Lanet olası yağmurdan bıkmıştım artık. Hava durumuna bakmak için televizyonu açtım. Haberler kötüydü. Yağışlar 10 gün daha sürecekti. Beklemek sorunu çözmeyecek gibiydi. Hatta problem zaman geçtikçe daha da beter bir hal alabilirdi. Pahalı bir tamirat yaptırmak zorunda kalmadan olaya müdahale etmem gerektiğini fark etmiştim. Hemen ev telefonunu kapıp daha önce bana birkaç kez yardımcı olmuş, işinde uzman bir ustayı aradım. Onu tavana bakması için eve çağırdım.

Usta eve geldikten sonra tavanı inceledi ve bana neler yapılması gerektiğini anlattı. Ancak evde kiracı olduğum için herhangi bir işlem yaptıramıyordum. Bunun için ev sahibimin izni ve imzası gerekiyordu, prosedür böyleydi. O nedenle ev sahibimi telefonla aradım ancak kendisine ulaşamadım. Birkaç defa denedim ama yine sonuç değişmedi. En sonunda kendisine sesli mesaj bırakmaya karar verdim. Tavandaki sorunun nasıl oluştuğunu detaylıca anlatıp yapılması gerekenleri aktardım. Ev sahibimle ayda en az iki kez görüşürdük. En son geçen hafta kirayı yatırdığımı hatırlatmak için aramıştım. Mesajı aldığında bana dönecekti. O gün ustaya herhangi bir şey yaptıramadım ve kendisini uğurlamak durumunda kaldım.

Her şey bir sızıntıyla başladı demiştim. İşlerin bu denli kötü bir noktaya geleceğini kimse tahmin edemezdi. Hala düşündükçe titriyorum. Ufak birkaç damla ve korkunç bir gerçek. Her şey allak bullaktı. Ne olduysa o gece oldu.

Usta eve geleli birkaç gün olmuştu. Sızıntıyla yaşamaya devam ediyordum. Biraz kitap okuduktan sonra yatmaya karar verdim. Geç olmuştu. Kısa süre içinde uykuya daldım.

Derken ani bir gürültüyle yatağımdan sıçradım. Çok şiddetli bir sesti bu. Gecenin bir vakti evin içinde sanki kıyamet kopmuştu. Bacaklarımı yatakta karnıma doğru çektim. Paniklemiştim. İçeride ne olduysa beni dehşete düşürmeye yetmişti.

Yatakta geçirdiğim birkaç dakikanın ardından cesaretimi toplayıp sesin geldiği yön doğru yavaş yavaş yürümeye başladım. Geçtiğim koridorla birlikte bildiğim tüm elektrik düğmelerine basıp ışıkları açmayı ihmal etmedim. Mutfağa geldiğimdeyse hiç de hayal edemediğim bir görüntü ile karşılaştım. Su sızdıran tavan olduğu gibi mutfağın ortasına çökmüştü. Koca bir masa zeminde ters duruyordu. Her yer sırılsıklamdı. Ama asıl canımı sıkan şey burnuma gelen kötü kokuydu. Küf ve rutubetle karışan bu tarif edemediğim koku tek kelimeyle iğrençti. Refleksle elimi burnuma kapadım ve masaya doğru yaklaştım. Daha beteri olamaz derken başka bir şok dalgası bedenimi titretti. Emin olun yaşadığım en berbat andı. Fayans kaplı zeminde bir ceset yatıyordu. Kokunun nedeni belli olmuştu.

Kısa bir süre içinde polisler evimde bittiler. Onlara şok içerisindeyken neler anlattığımı hala tam olarak hatırlamıyorum ama acilen gelmelerini sağlayabilmiştim. Olay yeri incelemeyle geçen bir saatin ardından kendimi sırtımda bir battaniye ve elimde bir fincan kahve ile polis merkezinde buldum. Yaşadıklarımı görevlilere detaylıca aktardım. Onlar da bana cesedin öyküsünü anlattılar. Cansız beden çatı katın zemini ile benim tavanım arasına biri tarafından gömülmüştü, yaklaşık 1 yıl önce öldürüldüğü tahmin ediliyordu. Yağmurun yarattığı sızıntı tavanı ağırlaştırınca çökme gerçekleşmiş ve bu korkunç sır ortaya çıkmıştı. Bana söylediklerine göre günlerce biriken su cesedi feci şekilde deforme etmiş ve çürütmüştü. O nedenle ilk etapta ölenin kimliği belirlenememişti. Herkes otopsi ve DNA testinden çıkan sonucu bekliyordu.

Sabahın ilk saatlerine girmiş olduğumuzdan oturduğum yerde uyuyakalmıştım ki cep telefonum çaldı. Uyanıp ekrana baktım. Arayan ev sahibimdi. Gönderdiğim mesajı almıştı. Bu hiç uygun bir zaman değildi ancak kendisinin de evinde neler yaşandığını bilmesi gerekiyordu. Telefonu açtım. Ona yaşananları korku içinde anlattım ve acilen polis merkezine gelmesini söyleyerek görüşmeyi sonlandırdım.

Tam o sırada olay yerini araştıran dedektiflerden biri yanıma geldi. Kafamı kaldırıp ona baktım. Bana cesedin kimliğinin yapılan inceleme sonrası belirlendiğini söyledi. Heyecanlanmıştım. Mutfağımın zemininde yatan cansız bedenin kime ait olduğunu merak ediyordum.

Dedektif konuştuğundaysa kanım adeta dondu. Adamın dudaklarından ev sahibimin ismi dökülmüştü. Ceset ona aitti. O an sanki tüm bedenime kaynar su dökülmüştü. Kor gibi yandım. Eğer ev sahibim uzun zaman önce öldüyse biraz önce telefonda konuştuğum ve aylardır ev sahibimmiş gibi davranan adam kimdi?

Not: Hikaye yabancı kaynaklardan alınmıştır. Dinlediğiniz metin, orijinal öyküde değişiklikler yapılarak tarafımdan yeniden hazırlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: