Doğruluk Mu? Cesaret Mi?

Çocuk aklı sadece oyuna mı çalışır? Sadece oyun mu oynar çocuklar? Yaramazlık yapmazlar mı? Muzurluk, cinlik? Ya yapılmaması gereken, yasak şeyler? Yapmaz olurlar mı, yaparlar elbet. Özellikle merak duygusu tetikler bazı şeyleri. Merakla yapılan her şey bir oyun gibi başlar. O oyunu oynarlar ama ileri de giderler. Bazen de tehlikeli sularda yüzeyler. Oyunlarının ne denli derinlere daldığının farkında olmadan.

Gece yarısını geride bırakalı çok olmamıştı. 10 yaşlarındaki iki kız, Clementine ve Martha, karanlıkta fısıldaşıyorlardı. Martha’nın odasında, zemine bağdaş kurmuş halde oturmaktaydılar. Birkaç mumun zayıf ışığı eşliğinde bu fısıltılı sohbetlerine küçük kıkırdamalar ekleniyordu ara sıra. Sesleri birazcık yükselse Martha hemen işaret parmağını ağzına götürüp sessiz olmaları konusunda Clementine’ı uyarıyordu. Belli ki duyulmamaları gerekiyordu.

“Şşşş, Clementine. Biraz daha sessiz olmalıyız. Yoksa annem bizi duyacak. Sonra da bir güzel azar işiteceğim.” Anlık endişesi silinip gülen yüzü geri geldi. “Sen de çok iyi biliyorsun ki, şu anda yatağımda mışıl mışıl uyuyor olmalıyım.” İkili yeniden kısık kısık kıkırdamaya başladılar.

Martha alçak sesle konuşmayı sürdürdü. “Haydi devam edelim. Şimdi sıra bende.”

Clementine heyecanlı bir şekilde söze atladı. “Tamam o zaman. Söyle bakalım, doğruluk mu yoksa cesaret mi?”

Martha önce biraz duraksadı. Sonra da gülümsedi. “Bilirsin, her zaman cesaret derim. Ama bu sefer doğruluk diyeceğim. Değişiklik olsun.”

Clementine şaşkın bir ifadeyle “Ooo. Bu seçeneğe hiç hazırlanmamıştım. Sen ve doğruluk seçeneği ha! Pes. Sanırım benim rolümü çalıyorsun” diyerek söz aldı. Hazırlıksız yakalandığı için soracağı soruyu düşünmesi için biraz zaman gerekiyordu. Aniden mutlu bir ifade takındı, aklına bir soru gelmişti. “Madem öyle söyle bakalım. Gerçekleşecek bir tane dileğin olsaydı ne dilerdin?”.

Martha bu akıllıca sorulmuş soru karşısında afallamıştı. Hazırlıksız yakalanması sırası şimdi ondaydı. Mum ışığında ışıldayan gözlerini birazcık kısarak düşündü. Aniden yüzü biraz düştü, üzgün bir şekilde Clementine’a baktı. “Seninle gizli gizli değil de, eskisi gibi rahatça görüşebilmek isterdim. Böyle karanlıkta ve herkes uyuduktan sonra buluşmak hoşuma gitmiyor.”

Clementine da Martha’nın bu cevabından sonra üzülmüşe benziyordu. Ama onu teselli edecek birkaç kelime etmeliydi. “İyi tarafından düşün. Hiç görüşemeyebilirdik. Buna hiç izin verilmeyebilirdi.” Daha sonra gözlerini Martha’dan kaçırıp yere baktı. ” Hele ki o yaşanan olaydan sonra.”

Martha bir anlık hışımla “Düşünmek bile istemiyorum!” diye karşılık verdi. Sesi biraz yükselmişti. Clementine ona fısıldayarak “Sessiz ol.” dedi. Martha’nın can sıkıcı ifadesi geçmemiş ama uyarıya kulak vermişti. Martha “Lütfen bu konuyu kapayalım ve bir daha konuşmayalım.” dedi.

Clementine “Bana uyar.” diye ekledi. “Ama itiraf ediyorum, güzel cevaptı. Ruhumu okşadın.” Ardından espri yapmışçasına kıkırdadı. Bunu gören Martha da gülümsemesine engel olamadı.

“Haydi bakalım, sıra sende Clementine. Doğruluk mu, cesaret mi?”. Clementine hiç duraksamadan “Doğruluk” yanıtını verdi.

Martha bu cevaba bozulmuş gibi yüzünü ekşitti. “Off Clementine, çok sıkıcısın. Her seferinde doğruluk diyorsun. Artık bu cevabı kabul edemem. Cesaret dediğini varsayıyorum.”

Clementine ona endişeli gözlerle bakarak söz aldı.” Ama ben… Cesaret… Nasıl yaparım?”

“Bal gibi de yaparsın. Neler neler yapardın hatırlasana” diye söze girdi Martha. Clementine hafif endişeli gibiydi ama Martha’nın lafı üzerine gülümsedi ve başıyla onayladı. Martha sözüne devam etti. ” Aklıma çok eğlenceli bir fikir geldi. Şimdi… Odamdan çıkıp annemin odasına gitmeni istiyorum. Kapıyı sessizce açacaksın ve içeriye gireceksin. Önce hızlı hızlı ışıkları açıp kapayacaksın. Ardından kahkahalar atıp oda kapısını sert bir biçimde çarpacaksın ve bunu sürekli tekrar edeceksin. Annem bu tarz şeylerden çok korkar. Ne olduğunu anlayamayıp aklını kaçıracak. Ve biz de çok eğleneceğiz.” Bunları anlatırken Martha zevkten dört köşe olmuş gibiydi. Kendinden geçmişti.

Clementine ise korku dolu gözlerle ona bakıyordu. ” Gerçekten bunları yapmamı mı istiyorsun? Dediğin gibi annen aklını kaçırır. Ayrıca sana çok kızar. Buna sebep olmak istemem.”

“Haydi ama Clementine, su koy verme. Çok eğlenceli olacak diyorum. Hem dediğin gibi, kızarsa bana kızacak, sana değil.”

“Sessiz kalmaya dikkat ederken bu istediğin hiç mantıklı gelmiyor.” dedi Clementine. Martha ona sitemle baktı. ” Mızıkçılık yapamazsın. Bu bir oyun ve kuralları var. Denileni yapmak zorundasın. Vakit kaybetmeden harekete geçsen iyi olur.”

Clementine son kez soran gözlerle Martha’ya baktı. Kız ciddi gibiydi. Ardından yerinden kalkıp sessizce kapıya yöneldi ve odayı terk etti.

Her şey Martha’nın açıkladığı gibi gerçekleşti. Clementine kadının odasına girdi. Önce ışıkları açıp kapadı, ardından kahkahalar atarak kapıyı defalarca çarptı. Martha annesinin korku dolu çığlıklarını duyabiliyordu. Kendi kendine kıkırdadı.

Ses kesildiğinde Clementine’ın işini bitirdiğini anladı. Hemen yerinden fırladı. Yerde Clementine ile otururlarken ortalarında duran kartonu yatağın altına itti. Mumları acele ile söndürüp yatağına yerleşerek yorganı üzerine çekti ve uyuyormuş gibi yapmaya başladı.

Kapının dışından ayak sesleri duyuldu. Ses yaklaştı ve tam kapının önünde kesildi. Martha kapı kolunun aşağıya doğru indiğini anladı. Birkaç saniye içerisine kapı açıldı ve içeriye koridordan gelen ışık sızdı. Orta yaşlarda bir kadın yani annesi kafasını kapıdan uzatarak içeriye baktı. Biraz öyle kaldı. Ardından hiçbir şey söylemeden kapıyı kapadı. Uzaklaşan ayak sesleri kısa bir süre içinde kayboldu.

Annesinin tamamen gittiğin anlayan Martha yeniden yatağını terk etti. Komidinin çekmecesini açıp bir kutu kibrit çıkardı ve mumları yeniden yaktı. Ardından yatağın altına eğilerek annesi gelmeden önce ortadan kaldırdığı kartonu aldı ve yere koydu. Tekrar bağdaş kurup yerine yerleşti.

Martha üzerinde alfabetik sırayla dizilmiş harflerin olduğu kartona dikkatle bakıyordu. Bu bir ruh çağırma tahtasıydı. İşaret parmağını kartonun üzerine koyarken gözlerini kapadı. Ve gecenin karanlığına fısıldadı. “Haydi Clementine. Tekrar ortaya çıkabilirsin.”

Not: Hikaye yabancı kaynaklardan alınmıştır. Okuduğunuz metin, değişiklikler yapılarak tarafımdan yeniden hazırlanmıştır, birebir çeviri değildir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: