Ormandaki Ayin

Zift gibi gecenin karanlığını bir çift far yarıyordu. Amerikan tipi eski bir araba ıssız ve sapa bir yolda ilerlemekteydi. Hızlı değildi ama yavaş da sayılmazdı. Lastikleri asfaltın üzerinde sorunsuzca akıyordu.

Ara bir yola sapan araba kısa süre sonra ağaçlık bir alanın yakınında durdu. Farlar yanmaya devam ediyordu. Kapılar açıldı ve araçtan iki genç kız çıktı. Onlar adımlarını dışarı atarken radyodan yüksek sesli metal müzik tınıları yayıldı. Kızlar kaputun önüne gelip durdular. Ellerinde bir votka şişesi vardı. Aracı kullanan kızın adı Katie’di. Şişeyi yanındaki arkadaşından alıp üç dört yudum içti.

Aracın arka kapısı da açıldı ve içeriden yaşı biraz daha küçük bir kız çıktı. Elinde bir gaz lambası tutuyordu. Kız öne doğru ilerlerken Katie votka şişesini ona uzattı. “Al Sophie, ihtiyacın olabilir.”

Kız şişeyi aldı ve en önde tek başına durdu. Karanlık ve ürkütücü ormana bakıyordu. Yüzünde korku ve endişe vardı.

“Korktun mu?” diye sordu adı Michelle olan diğer kız Sophie’ye. Sophie arkasını dönüp titreyerek iyi olduğunu söyledi ve ardından votkadan birkaç yudum aldı. Boğazı yanıp öksürünce Michelle ve Katie gülüştüler.

Katie “Üşüdün mü Sophie?” diye sorduktan sonra elinde bir kot ceketle kıza doğru yaklaştı ve ceketi onun omuzlarına koydu. “Meraklanma, kısa süre sonra hem sıcak hem de güvende hissedeceksin.”  Ardından ceketi hızla geri aldı. “Tabii testi geçtikten sonra.”

“Hazır mısın, Sophie?” diye sordu Michelle. Sophie korksa da evet anlamında başını salladı. Michelle eski ve kalın bir kitabı açıp sayfalarını çevirmeye başladı. Kitabın içinde farklı bir dilde yazılmış yazılarla birlikte şeytani figür ve semboller vardı. Bir ayinin yapılış şekli anlatılıyor gibiydi.

Michelle kitapta yazılanları okumaya başladı. Kelimeler kızın ağzından şiirsel bir ahenkle dökülüyordu. Bir tarikat lideri gibi konuşuyordu. Dedikleri anlaşılmasa da söyledikleri kulağa ürkütücü geliyordu. Karanlık ve rahatsız edici bir his etrafa yayıldı. O gece şeytani şeyler olacaktı. Sophie ürperdi.

Michelle’in ürkütücü şiiri bittiğinde Katie, Sophie’ye yaklaştı. “Tek yapman gereken ormanda çizilmiş dairenin içine girmek ve kendinden bir parçayı feda etmek. Ondan sonra bizden biri olabilirsin. Artık her şey hazır.” Kızı orman yoluna doğru itekledi. Sophie korku içinde son bir kez onlara baktı. Ardından ormanın içine doğru yürümeye başladı.

Sophie’nin gaz lambası ışık yaysa da ortalık çok karanlıktı. Kız ormanın derinliklerine doğru inerken vücudundaki titremelere engel olamıyordu. Yüzü endişeliydi. Bir duruyor, bir yürüyordu. Korku dolu bakışlarla etrafı kolaçan etmeden duramıyordu. Neden böyle bir işe bulaştığını kendine defalarca sordu.

Hava iyice soğumuştu. Ormandaki sessizlik oldukça rahatsız ediciydi. Sadece Sophie’nin ezdiği dal ve kurumuş ot parçalarının çıtırtısı duyuluyordu. Sophie ürkek adımlarla ormanın içine doğru yürümeye devam etti. Ağaçları bir bir geçen kız sonunda bir açıklığa geldi. Aniden korku içinde felç olmuş gibi durdu. Önünde gördüğü şey onu dehşete düşürmüştü. Açıklığın hemen ortasında beş köşeli bir yıldızı çevreleyen, otlarla çizilmiş bir çember vardı. Yıldızın her köşesinde yanan mumlar duruyordu.

Vücudu korkudan titreyen Sophie çembere doğru ilerlemeye başladı. İçeri doğru adım attı. Yıldızın tam ortasında bir toprak birikintisi vardı. Toprağın üzerine kimlere ait olduğu bilinmeyen çeşitli takılar dağılmıştı. Birikintinin tepesineyse bir bıçak saplanmıştı.

Sophie yavaşça yere çömelip dizleri üzerine çöktü ve elleriyle bıçağın sapını kavradı. O bıçağa dokunduğu an ormanda derinden gelen fısıltılar yükseldi. Fısıltıları gülüşmeler ve kahkahalar izledi. Kız iyice ürpermişti. Ölecekmiş gibi korkuyordu fakat duyduklarına aldırış etmemeye çalışıyordu. Bıçağı zorladı ve sonunda saplandığı yerden çıkarmayı başardı.

Bıçağı yukarı kaldıran Sophie diğer eliyle saçından bir tutam aldı ve bıçağın ucuna koydu. Vücudundan bir parçayı feda etmesi gerektiğinden saçını kesecekti. Fısıltılar duyulmaya devam ediyordu. Sophie önce duraksadı. Ardından saçını bırakıp eline baktı. Bu ayin için kan dökmesi gerektiğini biliyordu.

“Kes, kes, kes”. Fısıltılar ormanın içinde yankılandı.

Sophie bıçağı kaydırarak avuç içini kesmeye başladı. Acıdan yüzünü buruşturmuştu. Kan bileklerinden toprağa aktı. Kız gözlerini kestiği eline dikmişti.

O sırada aniden bir rüzgar esti ve tüm mumlar söndü. Ardından Sophie arkasında bir ses duydu. O tarafa döndüğünde hiçbir şey göremedi. Katie’nin aracının uzakta parlayan farları dışında. Fakat aniden onlar da mum ışıkları gibi karanlığa karıştı.

Sophie sönen farları görünce panik içinde çemberi terk edip o yöne doğru ilerlemeye başladı fakat ormanın sesleri kulaklarından gitmiyordu. Sürekli etrafına bakıp duruyordu.

Sophie yine başka bir ses duyunca o yöne döndü ve korkudan donup kaldı. Biraz ileride iki karanlık figür ona bakar vaziyette duruyorlardı. Sophie yutkundu. “Katie? Michelle? Siz misiniz? Ortada dolanıp beni korkutmayın lütfen. Bunu zaten yeteri kadar başardınız.”

Sophie omzuna dokunan bir şey hissedince çığlık atıp koşmaya başladı ancak ayağı takılınca yere düştü. Kalkmaya çalıştı fakat başaramadı. Bir güç onu ağaçların arasına doğru çekti. Doğrudan çemberin içine sürükleniyordu. Kızın çığlıkları ormanı inletti.

Arabanın önünde dikilen Katie ve Michelle ormandan gelen sesleri duymuşlardı. Michelle endişelenmiş gibi duruyordu. “Bu kadar yeter, farları aç.” dedi Katie’ye. Katie ise sırıtıyordu. “Henüz değil. Çığlıklarını biraz daha dinlemek istiyorum.”

Aradan birkaç dakika geçmişti. Katie ormanın girişinde birini fark etti ve Michelle’e haber verdi. Dikkatlice baktıklarında Sophie’nin hızla yanlarına geldiğini gördüler. Kız korkmuş bir ifadeyle aracın yanına varmıştı.

Katie kıza bakarak gülmeye başladı. “Ormandan tırstın, değil mi? dedi. Kahkahalarına engel olamıyordu. Kendinden geçercesine gülmeye devam etti. Ama bir şeyi fark etmemişti. Sophie’nin saniyeler içinde gözbebeklerine kadar kararan gözlerini. Sophie önce tek bir hamle ile Katie’nin boğazını kesti, ardından Michelle’i bağırsaklarını yere dökene kadar bıçakladı. İki kurban yerde kanlar içinde can verirken Sophie arabaya binip gecenin karanlığında gözden kayboldu.

Not: Okuduğunuz metin tarafımdan hazırlanmış olup “Sophie’s Turn” adlı kısa korku filminden uyarlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: