Yıldırımlar

Banliyödeki çiftlik evine yeni taşınmıştık. Tam reklamlarda anlatılanlara benziyordu. Sessiz ve yardımsever komşular, beyaz çitler ve koca yeşil bir alan. Bu dört yaşında bir oğlu olan yalnız bir baba, yani benim için harika bir başlangıç olacaktı. Geçtiğimiz yıl yaşadığımız dram ve stresten kurtulmak için bir fırsat. Eşimi bir hastalık yüzünden kaybedince dünyam başıma yıkılmıştı. Şimdi ise oğlum için ayakta durmaya çabalıyordum.

Eve ilk yerleştiğimizde gerçekleşen fırtınayı yaşadıklarımızı özetlemek adına bir metafor olarak kullanabilirim. Geçmişteki tüm çamur ve pisliğin yıkanarak uzaklaştığı son bir şov gibiydi bu doğa olayı. Elektrikler kesilmiş olsa da oğlumun hoşuna gittiğini söyleyebilirim. Bu onun tanık olduğu ilk büyük fırtınaydı. Düşen yıldırımların ışıkları odalara girip eşyalarımızın bulunduğu kolilerden gölgeler oluşturunca biraz korkmuştu, o kadar. Yorgun düşüp uyuyakaldığındaysa yatma vakti biraz geçmişti.

Ertesi sabah onu yatağında oturup gülümserken buldum. “Yıldırımları penceremden izledim!” dedi gururla. Birkaç sabah sonra yine aynı şeyi söyledi. “Uyduruyorsun.” dedim. “Dün gece fırtına yoktu, rüya görmüşsün.”. Söylediklerim onu hayal kırıklığına uğratmış gibiydi. Ona üzülmemesini söyledim. Yakın zamanda yeni bir fırtına gelecekti.

Ama bu sürekli tekrarlanan bir şeye dönüşmüştü. Haftada en az iki kez hiç fırtına olmamasına rağmen bana pencereden yıldırımları izlediğini söylüyordu. Yaşadığı ilk büyük fırtınadan çok etkilendiği belliydi. O günden kalan anılar devamlı rüyalarına giriyordu.

Oysa hiçbiri rüya değildi. Bunu acı bir şekilde anlayacaktım.

Her şey olup bittikten sonra insanın kendinden nefret etmesi kolay. Herkes yaşananlar karşısında bir şey yapamayacağımı, bunu asla bilemeyeceğimi söyleyip beni rahatlatmaya çalışıyor. Ama ben oğlumun koruyucusu olmalıydım. Bu nedenle hepsi işe yaramaz tesellilerden ibaret.

Oysa o sabah çok huzurluydum. Kahvemi hazırladım, mısır gevreğime süt koydum ve gazeteyi elime aldım. İlk sayfada yerel güçlerce ele geçirilen bir pedofilin haberi vardı. Habere göre bu adam genellikle bir erkek çocuğunu hedef alır, onu evine kadar takip eder ve çocuk uyurken eski bir kamerayla pencereden fotoğrafını çekermiş. Hatta bundan daha kötüsünü yaptığı da oluyormuş. Okumayı bitirdiğimde tüylerimin aniden diken diken olduğunu hissettim. Haber bana yakın zamanda yaşadığım bir olayı hatırlatmıştı. Bağlantıyı kurunca mideme şiddetli bir ağrı girdi.

Sapığın yakalanmasından bir hafta önce oğlum bana gelmiş ve “Ne oldu, tahmin et.” demişti. Ondan ne oluğunu söylemesini istedim.

“Artık pencerede hiç yıldırım görmüyorum.” dedi bana.

Rüyalar gitti diye sevinmiştim. “Ne güzel işte. Artık geceleri seni rahatsız etmeyecekler.”

O ise olumsuz anlamda kafasını salladı. “Hayır, gitmediler. Artık dolabımdan geliyorlar”

Şimdi polisin ele geçirdiği fotoğrafları görmeyi bekliyorum.

Not: Hikaye yabancı kaynaklardan alınmıştır. Çeviri tarafıma aittir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: