Ağlayan Kadın Hayaleti: La Llorona

“Ağlayan Kadın” ya da “Beyazlı Kadın” olarak bilinen La Llorona, kökeni oldukça eskiye dayanan bir Meksika şehir efsanesidir. Amerika Birleşik Devletleri, Orta ve Güney Amerika boyunca da anlatılmaktadır. Efsaneye göre La Llorona, nehir, dere ve göl gibi su kenarlarında gezinerek çocukları avlar. Çocukların aileleri olmadan tek başlarına dolaşmalarını engellemek ve onları tehlikeli olabilecek yerlerden uzak tutmak için çocuklara La Llorona’nın hikayesi anlatılır.

Efsanede bahsedilen La Llorona, Maria isminde bir kadındır. Hikâyenin kökeninde bu güzel kadının iki çocuğunu boğarak öldürmesinin ardından kendini nehre atarak intihar etmesi ve bu yüzden arafta kalması anlatılmaktadır. Maria’nın ruhu sonsuza kadar dünyada dolaşıp çocuklarına ağıt yakmaya mahkûm edilmiştir. Llorana, İspanyolca’da “ağlayan” anlamına gelir. Ona “Ağlayan Kadın” denmesinin sebebi bu ağıtlardır. Bazı anlatımlarda öteki dünyaya geçebilmesinin şartı çocuklarını bulup yanında getirmesi olarak belirlenmiştir.

La Llorona aynı bir gelin gibi beyazlar içinde ortaya çıkar. Bu sebeple ona “Ağlayan Gelin” de denmektedir. Genellikle su kaynaklarının yakınlarında gezdiği bilinmektedir. Üstü ıslak ve kirlidir. Hayaletinin dolaştığı yerlerde ağlayan bir kadının sesinin geldiği söylenir. La Llorona çocukların peşine düşer. Onları bir şekilde kandırarak güvenlerini kazanır, daha sonra da suda boğarak öldürür.

Ağlayan Kadın’ın hikayesinin temelde 3 farklı versiyonu bilinmektedir. Bu versiyonlar genel olarak benzeseler de bazı detaylarla birbirlerinden farklılaşmaktadırlar.

Efsanenin ilk versiyonunda Maria, bir çiftçiyle evlidir. Bu evliliğinden iki çocuğu olmuştur. Oldukça mutlu bir yaşamı vardır. Günün birinde kocasını başka bir kadınla görür ve aldatıldığını anlar. Deliye dönen kadın çocuklarını bir nehir kenarına götürür ve bir anlık öfkeyle onları boğarak öldürür. Sonrasında ise büyük bir pişmanlık yaşar. Bu pişmanlığı kaldıramayan Maria, kendini de suda boğarak intihar eder. Ancak bu günahı sebebiyle öbür dünyaya yani çocuklarının yanına geçemez ve arafta kalır. Maria üzüntüsünden ağıtlar yakar. Kadının hayaleti, öbür dünyaya geçebilmek için başka çocukları yanında götürmeye karar verir ve su kenarlarında gezerek çocukları tuzağına düşürmeye çalışır. Ayrıca aldatılmasını unutmadığı ve cazibesiyle erkekleri kandırarak öldürdüğü de söylenir. Bu versiyonun başka bir anlatımında ise Maria’nın çocukları öfkelendiği için değil, kocasının onları diğer kadınla büyütmesini engellemek için öldürdüğü rivayet edilir.

Hikayenin diğer versiyonunda ise evli olup aldatan taraf Maria’dır. Kadının bir sevgilisi vardır. Ancak temelli sevgilisiyle olabilmek için önünde bir engel durmaktadır: Çocukları. Yasak aşkıyla olabilmek için onları ortadan kaldırmalıdır. Günün birinde çocuklarını nehir kenarına getirip boğarak öldürür. Sonrasında ise sevgilisine kaçar. Ancak yasak aşkı Maria’nın çocuklarını öldürdüğünü öğrenince onunla birlikte olmaktan vaz geçer ve kadını terk eder. Bu aşk acısına dayanamayan Maria ağıtlar yakar ve intihar eder. Ancak işlediği günahlar sebebiyle arafta sıkışır. Öteki dünyaya geçebilmek için karanlık çöktükten sonra dışarıda yalnız dolaşan çocukları kandırarak veya zor kullanarak yanında götürmeye ve onları öldürerek gereken şartı sağlamaya çalışır.

Hikayenin üçüncü versiyonu, 1500’lü yıllardaki Aztek Krallığı işgaline kadar uzanır. O yıllarda İspanyollar Aztek Krallığı’nı ele geçirmek için Amerika kıtasına gelirler. Bu işgal için Amerika kıtasına ilk ayak basan, İspanyol fetihçi ordu komutanlarından Hernan Cortes’dir. Hernan Cortes yönetimindeki ordu Azteklileri büyük kıyıma uğratmıştır. Bu işgal sırasında İspanyollara 20 tane kadın köle verilmiştir. Bu kölelerden biri daha sonra La Malinche olarak anılacak olan Marina’dır. La Malinche, Hernan Cortes’in önce çevirmeni, sonra danışmanı sonra da çocuğunun annesi olmuştur.

La Malinche, bu hareketinden dolayı halkın bir kısmı tarafından, ülkesini kurtarmak için kendini feda eden bir Meksika kahramanı olarak anılır. Halkın diğer kısmıysa kadının Hernan Cortes’in çocuğunu doğurmasını vatan hainliği olarak tanımlar. Onlara göre o halkını değil, kendini kurtarmış pis bir fahişedir. Bazı kesimlerce La Llorona, La Malinche ile bağdaştırılır. Efsanenin bu versiyonuna göre La Llorona, aynı zamanda La Malinche’dir. Ancak buna inanmayanların sayısı oldukça fazladır.

La Llorona hikayesinin aslında çok bilinmeyen dördüncü bir versiyonu vardır. Bu versiyon genellikle Venezuella’da anlatılır. La Llorona kocası savaşta öldüğü için iki çocuğunu yalnız büyütmek zorunda kalır. Sonunda bu yükü kaldıramayıp çocuklarını boğarak öldürür, sonra da intihar eder. Hayaletiyse tuzak kurup başkalarının çocuklarını yakalar ve onların canını alır. Venezuella’da aileler kapılarına ahşap haçlar asarak böyle ruhları uzak tuttuklarına inanır.

La Llorona hayaletinin zaman zaman ortaya çıkıp insanlar tarafından defalarca görüldüğü iddia edilmiştir. Özellikle 2000’li yıllarda birçok görgü tanığı Ağlayan Kadın’la karşılaştıklarını belirtmişlerdir. Hatta çeşitli sosyal medya platformlarına ve haber kanallarına La Llorona’ya ait olduğu iddia edilen videolar düşmüştür. La Llorona’ya ait hayaletin son görülme vakası Kolombiya’nın Monitos kasabasında gerçekleşmiştir. Olaya ait internette ortaya çıkan videoda, tüller içinde bir kadının ağacın tepesinde olduğu görülmektedir. Bu video kısa süre içerisinde sosyal medyada yayılmıştır. Kimileri videodakinin gerçekten kadının hayaleti olduğuna inansa da başka bir kesim videonun sahte olduğunu düşünmektedir.

La Llorona efsanesinin sanata ve popüler kültüre yansımaları olmuştur. Efsane ile aynı ismi taşıyan bir halk şarkısı, 1941 yılında politikacı, yazar ve şair olan Andres Henestrosa tarafından popüler edilmiş, La Llorona şarkısı daha sonra Lila Downs, Chavela Vargas ve Joan Baez gibi çeşitli sanatçılar tarafından farklı sözlerle defalarca seslendirilmiştir. Şarkı aynı zamanda 2018 yılında En İyi Animasyon Oscarı’nı kazanmış Coco adlı animasyonda da yerini almıştır.

La Llorona efsanesi aynı zamanda 1935 yılından günümüze kadar birçok farklı coğrafyada yirminin üzerinde filme konu olmuştur. Bunlardan en bilineni, yapımcıları arasında Testere, Korku Seansı ve Ruhlar Bölgesi filmlerinin yönetmeni James Wan’ın bulunduğu, korku/gerilim türündeki 2019 yapımı The Curse of Llorana yani Lanetli Gözyaşları’dır. Yine 2019 yılında Guatemala’da La Llorona isimli bir çekilmiştir. Bu film Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gösterilmiştir. Ayrıca Ağlayan Kadın efsanesi adına yazılmış tiyatro oyunları ve şiirler bulunmaktadır.

Tüm bunların haricinde, La Llorona efsanesinin sürekli anlatılan oldukça tüyler ürpertici bir yanı vardır. Efsaneye göre onun ağlamasını duyan veya kendisini gören insanlar yakın zamanda ölüme mahkûm olurlar.

Not: Bu yazı, çeşitli kaynaklarda yaptığım araştırma ve derlemeler sonucu oluşturulmuştur.

YouTube kanalıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
Cem’den Dinle YouTube

Ağlayan Kadın Hayaleti: La Llorona’ için 2 yanıt

Add yours

Cem Erdoğ için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: